Mensubu olmaktan onur duyduğum Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 91 sayılı Kanun ile 30 Eylül 1960 tarihinde kurulmuş, kuruluş kanunu 5 Ekim 1960 tarihinde yayımlanan Resmî Gazete’de yer almıştır. DPT, 1961 Anayasası’nda, Türkiye’nin kalkınmasının, DPT tarafından hazırlanacak Beş Yıllık Kalkınma Planlarına dayalı olarak yapılacağına dair amir hüküm ile anayasal bir kuruluş olarak yer almıştır. Aslında plan fikri, 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihlerinde toplanan İzmir İktisat Kongresi’nde, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından ifade edilmiş; daha sonra Mülkiyeli Başbakan Şükrü Saracoğlu döneminde, harp sonrası plan ve program olarak yeniden gündeme getirilmiştir. DPT, 1961 Anayasası’nda olduğu gibi 1982 Anayasası’nda da "Sosyal ve Ekonomik Planlama” ibaresiyle anayasal bir kuruluş olarak yer almıştır. DPT’nin kurulup devreye girmesiyle Türkiye’nin kalkınıp büyümesi, dünya milletleri arasında muasır medeniyetler düzeyine erişme çabaları, DPT’nin hazırladığı kalkınma planlarıyla sürdürülmüştür. Planlama, kalkınmada ciddiyet, disiplin ve kalkınma hedeflerinin ülke imkân ve öncelikleriyle ahenkleştirilmesi demektir. Ben, DPT’nin kuruluş yıllarında Mülkiye’de öğrenciydim. İlk plancılar olan Mülkiyeli hocalarımız Atilla Karaosmanoğlu, Nejat Erder ve Ayhan Çilingiroğlu döneminde, Birinci Plana geçiş aşaması olarak "1962 Geçiş Planı” hazırlanmıştı. Daha sonra 1963-1967 yıllarını kapsayan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, yıllık programlar ve yıllık icra planları hazırlandı. DPT’yi kuran Millî Birlik Hükûmeti, teşkilata müsteşar ataması yapmayı düşünürken, Genelkurmay Plan ve Prensipler Dairesi’nde görevli Kurmay Albay Şinasi Orel’i tercih etmiştir. "Şinasi plan bilir” denilerek, harp planları ile kalkınma planları arasında doğrudan bir ilişki olmamasına rağmen, Albay Şinasi Orel DPT’nin ilk müsteşarı olarak atanmıştır. Buna rağmen Şinasi Orel, planlamanın kuruluşunda görev alan Tinbergen ve ilk plancılarla olumlu ilişkiler içinde çalışmış, kendi çapında yararlı olmaya gayret etmiştir. Biz DPT mensupları olarak yaklaşık 30 yıldır İstanbul’da, her ayın ilk cuması toplanırız. Hatırlıyorum, 2004 yılında vefat eden Şinasi Orel de bu toplantılara katılırdı. Zarif, saygılı, haddini bilen, kendini yetiştirmiş bir insandı; hepimizin sevgi ve saygısını kazanmıştı. 1965 yılında, S. Demirel AP ile tek başına iktidara gelince, ilk icraatı Turgut Özal’ı DPT Müsteşarlığı’na getirmek olmuştur. (Demirel, "Ben deruhte ettiğim tüm görevlerimde birlikte çalışmak istediğim ilk kişi Turgut’tur” derdi.) Planlama Teşkilatı yurt içinde ve yurt dışında eğitim almış, yüksek lisans yapmış, mutlaka İngilizce bilen, kendi alanlarında ihtisas sahibi idealist gençlerin, son derece zor ve herkesin giremediği sınavlarla alınıp uzman olarak görevlendirildiği bir kurumdu. Ben de Mülkiye’den sonra İngiltere’de LSE’deki eğitimimi tamamlayıp Türkiye’ye döndüğümde çalışmak istediğim iki kurum vardı: Hariciye ve DPT. DPT sınavına girerek planlamayı tercih ettim. DPT uzmanları göreve başlamadan önce, ilk müsteşarın adını taşıyan "Orel Salonu”nda oryantasyon programına alınırdı. Devlette kimlerle muhatap olunacağı, DPT çalışma sistemi ve en önemlisi "uzman namusu” konularında bilgilendirme yapılırdı. DPT’de görev alan biz planlama uzmanları genç ve idealisttik. Hepimiz Atatürk sevgisi, Atatürk ilke ve inkılaplarıyla özdeşleşmiştik. DPT’de Müsteşarlık, Sosyal ve İktisadi Planlama Daireleri, plan izleme ve takibiyle görevli Koordinasyon Dairesi bulunurdu. Ayrıca destek hizmetlerini veren Genel Sekreterlik, idari işler, güvenlik, ulaşım, personel/insan kaynakları, pasaport ve yemek hizmetleriyle ilgilenirdi. Asıl planları hazırlayan iktisadi ve sosyal planlama dairelerinin bünyesinde, tüm Türkiye’deki sektörleri kapsayan sektör grupları vardı. Bunlar sanayi, enerji, madencilik, metalurji, turizm, ulaştırma, tarım/hayvancılık, insan gücü, istihdam, konut, çevre, şehircilik, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler, çalışma ve endüstriyel sorunlar, uluslararası ekonomik ve teknik iş birliği, sosyal refah, gelir dağılımı proje gruplarıydı. Bu gruplar alanlarında en yetkin uzmanlardan oluşurdu. Uzun vadeli planlar, finansman ve araştırma birimleri de fevkalade önemliydi. Ben, DPT’nin adeta hariciyesi olan Uluslararası Ekonomik ve Teknik İş Birliği Departmanı’nda çalıştım. Daha sonra İngiltere’de York Üniversitesi’nde yaptığım ikinci akademik çalışmadan (MSc/PhD) sonra, değerli başkanım İcen Börtücene’nin talimatıyla Sosyal Refah/Sosyal Güvenlik – Refah Ekonomisi Grubu’nda görev yaptım. Biz gerçek plancılar, DPT’ye sonradan bağlanan Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye dairelerini hiçbir zaman DPT’nin asli parçası olarak görmedik, benimsemedik. Planlı kalkınma döneminin en önemli organı Yüksek Planlama Kurulu (YPK) idi. Türkiye’yi ilgilendiren tüm sosyal, ekonomik, kültürel, teknik, mali ve askerî (yatırım) konular bu kurulda ele alınır ve karara bağlanırdı. YPK, başbakanın başkanlığında, bir tarafta DPT Müsteşarı ve DPT uzmanları, diğer tarafta ise ekonomiyle ilgili bakanlardan oluşurdu. YPK’de DPT Müsteşarı bakanlar üstü bir konumdaydı. Esasen Başbakan hem DPT’nin hem de bakanların başıydı. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu ile TBMM Genel Kurulu’nda DPT uzmanları mutlaka bulunur, milletvekillerine bilgi sunar ve kanun ile kararların oluşumunda etkin rol oynarlardı. DPT’nin kurulmasıyla devlet teşkilatında önemli değişimler yaşandı. İyi yetişmiş, planlardan sapmaya izin vermeyen genç DPT uzmanları, devlet bürokratlarıyla birlikte çalışır, taviz vermez, ciddiyet ve disiplin içinde, nazik ama kararlı bir üslupla eleştirilerini dile getirirlerdi. DPT’de planlar ve yıllık programlar hazırlanırken, taslaklar staff toplantılarında görüşülür, son hâlini alırdı. Bu toplantılarda ast-üst ayrımı yoktu, herkes görüşünü açıkça ifade ederdi. Müsteşar ve daire başkanları dahi sektör uzmanlarını dinlerdi. Türkiye’de tüm projeler için DPT onayı esastı. Planlar özel sektör için özendirici olsa da plana uymak şarttı. Bir defasında Başbakan Demirel, "İyi ki Planlama var. Biz siyasetçiyiz, birçok taleple karşılaşıyoruz. Ben onlara ‘Hazırım ama gidin DPT’nin tasvibini alın’ diyorum” demişti. Bu taleplerin çoğu, planlara uygun olmadığı gerekçesiyle reddedilirdi. DPT başlangıçta devlet bürokrasisi tarafından yadırgansa da başbakanların kararlı tutumu sayesinde yerini buldu. Teşkilat son derece mütevazıydı; müsteşar odası dâhil Devlet Malzeme Ofisi’nin eski metal masa ve sandalyeleri kullanılırdı. Sadece müsteşarın ve üç daire başkanının aracı vardı. Bizler ise toplu taşıma kullanırdık. DPT’ye ilk girdiğimizde çalışanlara plan hesapları için Facit hesap makinesi zimmetlenirdi. Ben hâlâ "Biz Facit devriyiz” derim. Telex, faks ve bilgisayar daha sonra geldi. DPT, kalkınma planlarını hazırlarken alanında dünyaca tanınmış akademisyenlerin yer aldığı Özel İhtisas Komisyonları kurardı. Bu komisyonlarda görev almak büyük bir prestijdi. DPT’de sekreter, asistan gibi ara kademeler yoktu. Sadece müsteşarın ve daire başkanlarının sekreteri vardı. Uzmanlar belli aralıklarla yurt dışına akademik çalışmalara gönderilir, döndüklerinde edindikleri bilgi ve deneyimleri sunarlardı. DPT uzmanları gerektiğinde başbakanın evinde, sabahlara kadar çalışırlardı. 657 sayılı Kanun’a tabi olmakla birlikte, özel kanun gereği her yıl ücret mukavelesi yapılırdı. Planlama uzmanı, DPT’nin en önemli unvanıydı. Türkiye’nin kalkınmasında ve bugünkü gelişmişlik düzeyine ulaşmasında DPT’nin ve DPT uzmanlarının tartışılmaz katkısı olmuştur. DPT devlet kurumlarına, özel sektöre, bakan ve müsteşar yetiştiren bir ekol, bir Enderun idi. DPT’de görev yapmış müsteşarlarımızı ve daire başkanlarımızı minnet ve şükranla anıyorum. Ne yazık ki DPT’nin tavizsiz, disiplinli varlığı bazı çevreleri rahatsız etmiş; önce işlevsizleştirilmiş, ardından tamamen kaldırılmıştır. Türkiye’nin kalkınmasına büyük hizmetler yapan ve benim de şerefle mensubu olduğum Planlama Teşkilatı tarihteki yerini almıştır. Ciddiyet ve disiplinin adı olan "Plan ve Planlama”, yerini "pilava” bırakmıştır. DPT bir efsaneydi; yaşandı, büyük hizmetler yaptı ve bitti. Eski plancı arkadaşlarımı sevgiyle selamlıyorum. ---------------------------------------------------------------------------------------- [*] İktisat ve Maliye, 1962. |