| Toplumsal borç ilişkilerinin devlet tarafından içerilmesiyle oluşan paranın değerinin kendinden menkul olmadığını ifade eden Chartalist argümanları günümüz koşullarında yeniden düşünerek somut politika önerilerine çeviren Neoçartalizm, Neoklasik ve Parasalcı varsayımların tanımladığı iktisat politikası çerçevesine yöneltilen tartışmalı eleştirilerden biridir. Latince belge-kâğıt anlamındaki charta kelimesinden türetilen Çartalizm kavramı, paranın borçluyla alacaklı arasındaki ilişkiden doğduğu, temel işlevininse neoklasik anlayışta vurgulandığı gibi mübadeleye aracılık değil hesap birimi olmak olduğu iddialarına dayanır. Neoklasik anlayışta, işlem maliyeti yüksek takas ekonomisinde kendiliğinden oluşan paranın işlevini, örneğin talebinin yüksek veya arzının kıt olmasına neden olan tözsel nitelikleri tanımlarken, Çartalizm’de, soyut hesap birimi olan paranın işlevi, üretildiği materyalin tözsel değerinden kaynaklanmaz. Deniz kabukları, kil tabletler, tahta sopalar gibi kullanım değeri bakımından "değersiz” eşya, mübadelede kullanılmıştır. Çartalistler’e göre paranın değeri, yükümlülüğün ifa edileceğine yönelik inançtan türer. Paranın hesap birimi olması, yükümlülüğün tanımlanıp el değiştirmesine izin verir. Öte yandan bu durum, bir yerde tek para biriminin kullanılmasını açıklamamaktadır. Burada verginin belirli bir hesap birimi üzerinden talep edilmesi bir açıklayıcı olarak devreye girer. Devletçi para teorisi ve kredi para teorisi olarak da adlandırılan Çartalizm’e göre devletler parayı, doğal olarak da piyasaları yaklaşık dört bin yıldır münhasıran yaratmaktadır. Bu tartışma 19. yüzyıldaki Bankacılık ve Nakit okulları arasındaki tartışmaya kadar takip edilebilir. Nakit Okulu’nun mirasçısı Parasalcılık ve Neoklasizm için para piyasada oluşur fakat değeri dışsal olarak belirlenir. Bankacılık Okulu’nun ardılı olarak görülebilecek Çartalizm’deyse para devlet tarafından dışsal olarak yaratılır fakat değeri piyasa aktörlerinin etkinlikleriyle içsel olarak belirlenir. 2008’de ABD’de bankaların yaşadığı ödeme darboğazıyla tetiklenen deflasyon baskısı, politika yapıcıların büyümeyi teşvik etmek için alışılagelmedik önlemler almasına yol açtı. FED’in negatif reel faiz ve varlık alımlarını içeren genişletici politika araçlarının enflasyonu artırmaması, anaakım politika hedeflerine merkez bankası bağımsızlığı ve enflasyon hedeflemesi gibi Parasalcı ve Neoklasik araçlarla ulaşılabileceğine yönelik politik mutabakatın geniş toplum kesimlerinde sorgulanmasına neden oldu. Ayrıca devletin kullandığı araçların büyüklüğüne rağmen ABD’de büyüme, yatırımlar ve talep oldukça düşük kaldı. Müdahaleci ekonomi politikasının dahi cevap veremediği sorunlara karşı Neoçartalizm veya devletlerin piyasaları kurduğunu iddia eden J. M. Keynes’i ironik bir şekilde hatırlatan ismiyle Modern Para Teorisi (MPT, Modern Money Theory (MMT)), devletin piyasalar üzerindeki içsel hakimiyetinin sorunların çözülmesi için kullanılmasını öneriyordu. Özel sektör geliri ve kamu borcunun koşutluğunu (sektörel dengeler); maliye politikasının temel işlevinin para stokunun yönetilmesi, para politikasının temel işlevinin ise piyasaların ihtiyaç duyduğu likiditeyi sağlamak olduğunu (fonksiyonel finans); fiyat istikrarı ile tam istihdamın eşanlı sağlanması için emeğin talep esnekliğini sonsuz hale getirme isteğini (iş garantisi) ve bütün bunlar için devletlerin kendi paralarını basabilmesi, kullandırabilmesi ve yabancı para birimleriyle borçlanmamış olması gereğini (parasal egemenlik) vurgulayan Neoçartalizm’e ilişkin tartışmalar ABD ve Avrupa’da özellikle Covid-19 pandemisi döneminde artmış, pandemi sonrasında artan enflasyonla gerilemiştir. [*] Yüksek lisans tezimden Mülkiye Sözlük için oluşturulmuştur: Sedat Ozan Kurt (2023), Neochartalism: a heresy or a contribution to a new theoretical synthesis for the reproduction of the rule of money after 2008?, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara: ODTÜ SBE. [**] Uluslararası İlişkiler, 2020. |