| 1980 Eylül’ünün sonlarıydı. Bir gün, Orman İşletme’nin müdür yardımcısı ziyaretime geldi. Yardımlaşma Sandığı’nın kantiniyle ilgili bir sorunu anlatıp yardımcı olmamı istedi. Benim de bildiğim, gıda ve temizlik malzemeleri satışı yapılan kantin, 12 Eylül Darbesi’nin ardından, jandarma tarafından kapatılmıştı. Kantinin odasında kalan peynir ve zeytin gibi gıda maddelerinin bozulma riski vardı. Siyasetle, asayişle hiçbir ilgisi olmayan kantinin açılmasına yardımcı olmam isteniyordu… İlçenin garnizon komutanı olan askerlik şubesi başkanı üsteğmeni arayarak, ricayı aktardım. O kantinin açılmasının bir mahzuru olamayacağını da söyledim. Kibar bir kişi olan üsteğmen, kantinin, şimdilik açılmayacağını bildirdi. Israr etmedim. Zira bu, sıkıyönetim uygulaması idi… Bir süre sonra, ilçe merkezindeki, Süleymancılar’a ait erkek kurs pansiyonunun hala açık olduğunu öğrenmeyeyim mi? Çocukların kaldığı, kazan kaynatılıp yemek çıkarılan pansiyonda, sadece defter ve kayıtların bulunduğu yönetim odasının kapısı mühürlenmişti. Bir gün, şube başkanı üsteğmene, asıl ve hemen kapatılması gereken yerin o pansiyon olduğunu söyledim. Dışarıdan hukuk fakültesine devam eden üsteğmen, konuyu inceleteceğini söyledi, kısa bir süre sonra da o pansiyonun kapatılacağını. Ama her nedense, kapatılamadı. Bunun üzerine üsteğmene, benim denetletip kapatmamı teklif ettim. Mutabık kalınca, ilköğretim müdürü, müftü ve mal müdürlüğünden milli emlak memurundan oluşturulan komisyon, pansiyonu denetleyip raporunu verdi. Komisyon raporuna göre, çeşitli il ve ilçelerden gelmiş olan 60 civarında çocuğun kaldığı pansiyondan, ortaokul ve liseye giden öğrencilerin sayısı, sadece 10 idi. Elektrik kursu olduğu söylenen pansiyonun, gizli tarikat kursu olduğu açıktı. Bu sebeple, pansiyonu kapattım. İlçenin kasaba ve köylerinde, aynı tarikatın 16 olan kurs pansiyonlarından 13’ü, 12 Eylül’ün ardından kendiliğinden kapanmıştı. Açık bulunan üç pansiyonu da kapattım… Bu kurs pansiyonlar, 1981 yılında, Konya merkezden başlayarak tekrar açılmaya başlamıştı. Giriş hollerine, okullarda olduğu gibi, birer Atatürk köşesi yapılarak. Atatürk ilke ve nutukları atan, ülkede Atatürk heykel ve büstleri yaptırma kampanyası açan askeri idare, gençleri sokakta bırakamazdı!.. Bu arada, İçişleri Bakanlığı’ndan gelen bir emirde, ülke çapında 900 civarında olduğu belirtilen kurs ve tahsil çağındaki talebelere yardım derneklerinin, Atatürk ilke ve inkılaplarına tamamen karşı bir tavır içinde olduğu belirtilerek, bunların yakından takip edilmesi ve denetlenmesi istenilmişti. Beyşehir merkezindeki kurs pansiyonunun açılması için, merkezi Konya’da olan İkinci Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı’nın ısrarı üzerine, kapalı olan pansiyonda, 1981 yazında ikinci bir denetleme daha yaptırmıştım. Binanın birinci katında, bir yılki hasat döneminde yardım olarak toplandığı anlaşılan ve hiçbir kaydı bulunmayan 400 teneke buğday ve 100 teneke arpa olduğu tespit edilmişti. Bir hayli de konserve kutusu. Bu pansiyonların, bazı kişiler için nasıl bir arpalık olduğu anlaşılıyordu… Valilikçe, yılın sonlarında, pansiyonlardan yalnız bizdeki kapalı kaldığı anlaşıldığından, tekrar soruldu. Bunların gizli ve zararlı kurslar olduğunu belirtip tekrar faaliyete geçmelerine izin vermeyeceğimi bildirdim. Derken, anılan pansiyonun, idare ve ilgili dernek temsilcilerinden oluşturulacak bir komisyonca yönetilmek üzere açılması istenildi. Bunu üzerine İlköğretim Müdürü Tuncay Tekeli başkanlığında müftü ve maliyeden bir ve ilgili dernekten iki kişinin katılmasıyla kurulacak komisyonca yönetilmesi kararı aldım. Ama başkanı emekli bir imam olan dernek, komisyona üye vermeyi kabul etmedi. İtirazlarının, solcu olduğu söylenen komisyon başkanı Tuncay Tekeli’ye yönelik olduğu da anlaşıldı. Bunun üzerine, dernekten alınan ve pansiyonun komisyon marifetiyle açılıp yönetilmesine taraftar olmadıkları belirtilen yazıyı da iliştirerek, o pansiyonun açılmak istenmeyişine dair bir yazıyı vilayete gönderdim. Konunun, böylece kapandığını da düşünerek. Ama yanılmışım. Mayıs 1982’de, İl Koordinasyon Kurulu toplantısı için Konya’ya gitmiştim. Vali başkanlığında, yatırımcı daire kuruluşları temsilcileri ve kaymakamların katıldığı toplantı yapıldı. Hemen arkasından da, her zaman olduğu gibi, vali başkanlığında, vali yardımcısı ve kaymakamlar olarak, Sıkıyönetim Komutanlığı’na nezaket ziyaretine gidildi. Babacan bir kişi olan Vali Lütfi Tuncel, öncesinde bana, ziyarette "pansiyon işi” sorulacağına işaret ederek tartışmaya mahal verilmemesini istedi. Kabul salonunda çaylar içildikten sonra, Ordu ve Sıkıyönetim Komutanı Bedrettin Demirel, "Beyşehir pansiyonu konusu nedir?” diye sordu. Ayağa kalkarak, ortaokul ve liseyi parasız yatılı olarak okuduğumu söyledim. İlk görev yerim olan Sivas Şarkışla’da yaptırdığım lise pansiyonu, Cumhuriyet’in 50. kuruluş yıldönümünde, Aşık Veysel Öğrenci Yurdu olarak açılmıştı. Yani ben pansiyona karşı olamazdım. Anılan yerin pansiyon değil, "gizli Süleymancı kursu” olduğunu belirttim. Kaldı ki valiliğin emri üzerine, pansiyonun derneğin iki temsilcisinin de katılacağı bir komisyon marifetiyle yönetilmek üzere açılmasını, ilgili dernek kabul etmemişti. Bu durumda, benim yapabileceğim bir şey yoktu. Kısacık açıklamayı dinleyen Demirel Paşa, "Kaymakam görevini yapmıştır” dedi. Böylece, konunun kapanmasına sevinmiştim… Beyşehir’de, 12 Eylül sonrasında görevlendirildiğim merkez belediyesi başkanlığında, iki yılda çok güzel çalışmalar yapmıştım. Emekliliğimde yerleşmeyi de düşündüğümden, canlandırdığım gecekondu önleme bölgesinde evler yapacak on iki kooperatiften biri olan belediye yapı kooperatifine üye olmuştum. Ama o yaz başındaki kararname ile Amasya Suluova İlçesi’ne tayinim çıktı. İlçe sınıf görev süremin bitmesine iki yıl kala… Gene de Lütfi Tuncel gibi, Sıkıyönetim İdaresi’yle uyumlu çalışan babacan bir valinin yönetiminde oluşuma şükrediyordum. Demirel Paşa da aydın ve aklıselim sahibi bir komutandı. Yoksa, Şark’a sürülebilir veya bizde tenzil-i rütbe sayılan il hukuk işleri müdürlüğüne sallanabilirdim… Orhan Veli, sevdiğim şairlerdendir. Birkaç şiiri hala ezberimdedir. O günlerde, dilime Hardalname’si düşmüştü: "Ne budala şeymişim meğer Senelerden beri anlamamışım Hardalın cemiyet hayatındaki önemini…” [*] İdari Şube, 1968. |