logo kısmı

Süleymancı Kurs ve Pansiyonlar I - Ertuğrul Taylan

1979 başlarında, İçişleri Bakanlığı’ndan, derneklere bağlı kurs ve pansiyonların ilköğretim müdürü, müftü ve imam hatip lisesinden bir yetkilinin katılmasıyla kurulacak bir komisyonca denetlenmesine dair bir yazı gelmişti. Emir gereğince oluşturulan komisyon, Çumra merkez ve İçeriçumra kasabasındaki kız, Alibeyhüyüğü ve Akören kasabalarındaki pansiyonlu erkek kurslarını denetleyerek raporlarını verdi.

 

Çumra merkez Bağlık Mahallesi’ndeki yatılı kız kursunun denetleme raporu, beni hayrete düşürmüştü. Komisyon başkanı olan kıdemli ilköğretim müdürü Kamil Çoban ile üye müftü Mehmet Ceylan Çumralı idiler; herkesin tanıyıp saydığı. Buna rağmen, denetleme için gittikleri "kapalı kutu” kurs binasına, polis yardımıyla girebilmişlerdi. Çoğu başka il ve ilçelerden gelmiş olan, 14-18 yaşlarındaki 50 civarında kızın bulunduğu pansiyon ve kursun idaresi, vaktiyle binanın arsasını vermiş olan yaşlıca ve cahil bir adam ile karısının elindeydi. Oysa, özel pansiyonlarla ilgili 1973 tarihli yönetmeliğe göre, bu pansiyonun, yüksek tahsilli bir müdür tarafından yönetilmesi gerekiyordu. "Kurs” diyorum ya, bu, ne kursu idi? "Biçki dikiş kursu” demişlerdi. "Hocanız kim?” sorusuna da kızlar hep bir ağızdan "Biz, birbirimize öğretiriz” cevabını vermişlerdi. Ama dikiş nakış hocası olmadığı gibi, araç olarak, koca binanın bir odasında, sadece üç dikiş makinası olduğu tespit edilmişti. Öte yandan, bilgi beceri kurslarıyla yetkili olan Halk Eğitim Müdürlüğü’nde, bu kurs için yapılmış bir başvuru yoktu. Pansiyonda düzenli bir kayıt sistemi de yoktu. Örneğin, hasta bir kızın, nereye ve nasıl gönderildiği belli değildi. Karyola sayısından, kızların çoğunun, yataklarda ikişerli olarak yattığı anlaşılmıştı. Denetlemede, ele geçen eski yazılı birkaç defter de alınmıştı.

 

Alibeyhüyüğü’ndeki kurs pansiyonuna da jandarma yardımıyla girilmişti. Oradaki kurs da "elektrik kursu” idi. Ama kurs hocası da kurs alet edevatı da yoktu. Kurs binasına jandarmayla girilmesi üzerine, CHP İlçe Başkanı, partisinin iktidara gelmesiyle birlikte, jandarmanın gene ortaya çıktığı yolunda şikayetler olduğundan yakınmıştı...

 

Kısacası bunların, Süleymancılar’ın gizli, tarikat kurs ve pansiyonları olduğu anlaşılmıştı. Halka "Kur’an”, resmî makamlara da dikiş nakış, elektrik, vb. kursu deniliyordu…

 

Çumra merkez Bağlık Mahallesi’ndeki kurs ve pansiyonun kapatılması için İlçe Emniyet Komiserliği’ne yazılı emir verdim. Emniyet ekibi, bir cumartesi sabahı (o dönemde, cumartesi öğleye kadar resmî mesai vardı) pansiyon binasına gittiğinde, kapı önünde AP Konya Senatörü Muzaffer Bey ile aynı partinin Mersin Milletvekili Ali Ak ve bir avukat tarafından karşılanmıştı. Avukat, benimle görüşeceklerini, pansiyonun kapatılmamasını istemişti…

 

Telefon edildiğinden komiserliğe gittim. Komiserin makam odasında, vekiller ve avukat ile tartıştık. Anılan kursların, Konya merkezde halen açık olduğu söyleniyordu. Sonunda, senatörün teklifi üzerine, şu mutabakata varıldı: Bağlık Mahallesi ve İçeriçumra kursları hemen boşalttırılacaktı. Biz de pansiyonların kapılarını kapattırıp mühürlemeyecektik. Diğer iki kurs ve pansiyon da aynı şekilde boşaltıldı. Denetleme raporlarının birer örneği, gereğinin takdiri için savcılığa gönderilmişti…

 

 

[*] Bugünün tarikatlarının "sivil toplum kuruluşu” olduğu görüşünü anımsatan yazım, Sıradaki Kaymakam adlı kitabımdan biraz kısaltılarak alınmıştır.

[*] İdari Şube, 1968.
Untitled
* Yazıların içeriğinden ve kaynakların doğruluğundan yazarlar sorumludur.
** Mülkiye Sözlük Yürütme Kurulu, internet sitesini oluşturan IKON-X Bilişim Kolektifine, Mülkiye Sözlük logosunu hazırlayan Mineral Ajans'a ve işitsel içeriği oluşturan sayın Çiğdem Gönen’e içtenlikle teşekkür eder.