| Ankara, 28 Aralık 2009 Bugün mutlu bir günümüz. Bilimocağımızın kuruluşunun 150. yılında, Anayasa Hukuku Kürsü’müzün en kıdemli üyesine, 80. yılını kutlamak amacıyla bir Armağan sunmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Yalnızca Kürsü’nün değil, Fakülte’nin de şu andaki en kıdemli öğretim üyesi olarak bu törende bulunmak benim için ayrı bir onur. Mümtaz Bey, benim için Hoca ile Ağabey arası bir şey. Kürsü’ye katıldığımda, hocalarımın en genciydi. Doçent olduğu ilk yıl, 1963 yılında, öğrencisi olma mutluluğuna eriştim. Tek sözcükle, eşsiz bir hocaydı. O zaman üçüncü sınıftaydım. Daha birinci sınıfta, Prof. Bahri Savcı, aklımı başımdan almış, Anayasa Hukuku’nun baş döndürücü virüsünü kanıma bulaştırmıştı. Mümtaz Bey son darbeyi indirdi. Ne hariciyecilik hayalim kaldı ne başka bir meslek düşünebildim. Varsa yoksa Anayasa Hukuku. 1 Mayıs 1966 günü, bayramların en güzelinde, İşçi Bayramı’nda, benim Anayasa Hukuku meslek serüvenim başladı. O gün bu gündür, ateş hiç sönmedi. Bu güzel tutku bugüne dek sürüyor. Başta Bahri Savcı olmak üzere, bu Kürsü, Anayasa Hukuku’nu toplumsal gerçeğe oturtma anlayışını yerleştirdi bu ülkeye. Bu anlayışın en parlak örneklerinden biri de Prof. Dr. Mümtaz Soysal oldu. Anayasaya Giriş kitabı, devlet kurumlarının ancak tarihsel gelişim çerçevesinde, üzerine oturdukları, alışverişte bulundukları toplumsal güçler bağlamında açıklanabileceği anlayışının eşsiz bir anıt-eseri olarak çıktı ortaya. Toplumsal gerçeklerin böyle yalın bir biçimde gözler önüne serilmesi, egemenliklerini aldatmacaya dayamış olan egemen güçleri elbette çileden çıkaracaktı. Öyle de oldu. Bütün hışımlarıyla saldırdılar Mümtaz Hoca’ya. Ne var ki sonunda yenilenler yine onlar oldu. Mümtaz Bey bugün burada, dimdik ayakta. Onu gömmek isteyen Ali Elverdi’leri, Baki Tuğ’ları ise bugün anımsayan bile yok. Mümtaz Bey, her onurlu insanın yapması gerektiği gibi, tüm yaşamını toplumun çıkarlarını savunmaya adadı. Ancak bu işler için yürek yetmez. Bir de akıl gerekir. O da Mümtaz Bey’de tonla var. Eşsiz zekâsı ve tarih sezgisiyle, bu toplumun tarihinde derin izler bırakacak eylemlere öncülük etti. Beni en çok etkileyen iki girişiminden biri Yön hareketi, öteki ise özelleştirmeye karşı yürüttüğü uzun soluklu mücadeledir. Yön, Demokrat Parti’nin alabildiğine çoraklaştırdığı siyasal düşünce dünyamıza bir pınar gibi akmıştır. İnsanca yaşamanın ancak topyekûn kalkınmayla ve elbirliğiyle olabileceği inancı, Yön’le kafalara çakılmıştır. Yön, insanlığın tek kurtuluş umudu olan sosyalizm düşüncesine de kapıyı aralamış, kafalarımıza pranga vuran nice tabuyu yıkmıştır. Soysal’ın ikinci büyük katkısı ise, özelleştirmeye karşı bayrak açmasıdır. Emperyalizmin bu büyük yağmacılık saldırısını püskürtmek için, hepimizi seferber etmesini bilmiştir. Gerçi kimi yenilgiler önlenemez. Ancak onurlu ve kararlı bir mücadele, bu yenilgilerin bile verimli olmasını sağlayabilir. Bu ülkenin emekçi güçlerinin sonsuz özveriyle biriktirdikleri kamu servetleri bugün talan edilmiş durumdadır. Ne var ki mücadele boş yere verilmemiştir. "Kamu verimsizdir, özel teşebbüs verimlidir” yalanıyla teknik bir gereklilik olarak yutturulmaya çalışılan büyük mülksüzleştirme operasyonunun gerçek yüzü, bugün artık kitlelerce anlaşılmıştır. Bu uyanışta en büyük pay, hiç kuşku yok ki, Soysal’ın öncülük ettiği inatçı mücadelenindir. Her insan gibi, Mümtaz Bey’in de elbette hataları olmuştur. Özellikle böyle çok renkli bir kişilik söz konusu olunca, kimi renklerin ötekilerine göre daha gölgeli olması kaçınılmazdır. Burada bu renklerin hepsini sergilemek olanaksız. Ancak, sanırım, sözünü ettiğim bir iki renk bile, bakmasını bilenlerin gözlerini kamaştıracak güçte. Üstelik defter henüz kapatılmış değil. Eminim ki Mümtaz Hoca, bu deftere daha nice ışıltılı sayfa yazacaktır. Ne mutlu aydınlığından yararlanabilmiş olanlara. İnsanın gözü kolay açılmıyor. Özellikle Yön çıkışınız ve toplumsal gerçekçi Anayasa Hukuku eğitiminizle, benim gözümün açılmasına katkılarınız için size minnettarım Hocam. Sağ olun. Umarım meşale yaşamınızı, daha uzun süre, çevrenizi aydınlata aydınlata sürdürürsünüz. Size nice ışıltılı yıllar dilerim. [*] Diplomasi Şubesi, 1964. |