logo kısmı

Mülkiye’de Yeni Bir Enstitü: İnsan Hakları Merkezi I - Cem Eroğul

I. Mülkiye’de İnsan Haklan Eğitimi ve Merkez’in Kuruluşu

Mülkiye’de insan hakları düşüncesine ve eğitimine karşı ilginin kökleri çok derinlere uzanmaktadır. Gerçekten de ilk Anayasa Hukuku dersi, I. Meşrutiyet’in ilanını izleyen yılda, yani 1877’de okutulmaya başlanmıştır. Bilindiği gibi, özellikle XIX. yüzyılda, anayasacılık hareketi özgürlükler için savaşımın önde gelen araçlarından biri olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu, bu genel kuralın dışında kalmamıştır. Kanun-u Esasî’yi ilân etmek de savunmak da okutmak da özgürlükçü eylemler olmuştur.

 

1879’da anayasanın II. Abdülhamit tarafından rafa kaldırılması, Mülkiye’deki Anayasa Hukuku dersinin de programdan çıkarılmasına neden oluyor. Gerçi 1891’de bu dersin adını programda yeniden görüyoruz ama artık özgürlükçü düşüncenin bir parçası olarak değil, gelenekçi din eğitimi içinde boğulmuş, düzen savunucusu bir öğretimin öğesi olmuş bir durumda. Anayasa Hukuku dersinin gerçek başlangıcı, II. Meşrutiyet. Hürriyet’in ilanını izleyen yılda, yani 1909’da, Mülkiye’de artık hiç vazgeçilmeyecek bir ders olarak Anayasa Hukuku okutulmaya başlanıyor.

 

Anayasa Hukuku öğretimi ile özgürlükçü hareket arasındaki bu bağ, özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden belirgin duruma gelmiştir. Anayasa Hukuku dersi içinde, özgürlükler konusuna daha da büyük bir önem verilmeye başlanmıştır. Nihayet, Demokrat Parti iktidarının sertleşmeye doğru dönüm yılı sayılabilecek 1955’te, yeni bir yönetmelik yapılmış ve "Amme Hürriyetleri” adı altında, ayrı bir ders koyulmuştur. 1956-57 yılında bu dersin hem lisans hem de doktora düzeylerinde okutulmaya başlandığını görüyoruz. Yine o yıllarda, Mülkiye’de her yıl yapılan lisans seminerlerinden birinin mutlaka insan haklarına ayrılması geleneği yerleşmeye başlıyor.[1]

 

1975 yılından itibaren, Mülkiye’de insan hakları eğitimi yepyeni bir aşama kaydediyor. 1976-77 programında, "İnsan Haklarının Uluslararası Korunması” diye bir doktora dersinin, 1977-78 programında ise ‘‘Uluslararası Alanda İnsan Hakları” diye bir lisans dersinin okutulmaya başlandığını görüyoruz. Yani artık konunun uluslararası boyutlarının, ayrı bir dersi gerektirecek önemde olduğu anlaşılıyor.[2]

 

İşte bu yeni bilinç aşamasının bir sonucu olaraktır ki 1977 yılında, Mülkiye’de insan haklarına karşı duyulan bu geleneksel ilgiyi, uluslararası katkılarla kurumlaştırma düşüncesi yeşeriyor. Bu yönde UNESCO’ya sunulan bir tasarı büyük ilgi görüyor. 1978 yılı içinde, UNESCO ile işbirliği daha da hız kazanıyor. Fakülte üyelerinden Asistan Can Hamamcı, Temmuz’da, bir buçuk aylığına, Doç. Cem Eroğul da Eylül’de, bir aylığına UNESCO İnsan Hakları ve Barış Bölümü’nde çalışmalar yapmak üzere Fransa’ya gidiyorlar. Ayrıca, Cem Eroğul, UNESCO’nun çağrılısı olarak, 12-17 Eylül 1978 günlerinde Viyana’da toplanan İnsan Hakları Eğitimi Uluslararası Kongresi’ne katılıyor.

 

Mülkiye’de bu tür kurumlaştırma çalışmaları için hazır bir kalıp vardır: enstitüler. Gerçekten de bu enstitülerden dördü (İdari İlimler, Maliye, İskân ve Şehircilik, Dış Münasebetler) 1952’den beri, biri de (İşletme ve Muhasebe) 1958’den beri faaliyet göstermektedir. Yine bu örnekten esinlenerektir ki 1978’de, "Gelişme ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi”, bir enstitü olarak kurulmuştur. Dolayısıyla, Ağustos 1978’de Dekan Prof. Dr. Cevat Geray tarafından, insan hakları alanındaki kurumlaştırma çabasını geliştirmekle görevlendirilen komisyon,[3] kurulması düşünülen İnsan Hakları Merkezi’ni yeni bir enstitü olarak tasarlamakta hiçbir güçlük çekmedi. Artık bütün çabalar, kuruluş işlemlerini İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ilanının otuzuncu yıldönümü olan 10 Aralık 1978’e dek tamamlamaya yönelmişti. Ne var ki, bir haftalık bir gecikme önlenemedi ve Mülkiye’nin yedinci enstitüsü olan İnsan Hakları Merkezi’nin kuruluş yönetmeliği, 18 Aralık 1978 günlü Resmi Gazete’de yayınlandı.[4]

 

Yönetmeliğin geçici maddesinin koyduğu on beş günlük üst sınır aşılmadan, Merkez’in kuruluş genel kurulu 25 Aralık 1978 günü, Mülkiye’nin Fakülte Kurulu odasında toplantıya çağrılmıştı. Ne yazık ki, genel kurul, Kahramanmaraş katliamına rastladı. Bu yüzden, çağrılıların birçoğu toplantıya katılamadı. Adalet Bakanı, bir çelenk, Dışişleri, Milli Eğitim Bakanları ve Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarı birer mesaj gönderdiler.[5] Açılış konuşmasını Dekan Prof. Dr. Cevat Geray yaptı ve çalışmalarını insan haklarına adayan bir enstitünün böyle bir ortamda doğmuş olmasının anlamını vurguladı. Açılış töreninden sonra, genel kurulun geri kalan bölümü 29 Aralık gününe bırakıldı.

 

Ancak bu arada, Kahramanmaraş olaylarına tepki olarak tüm Ankara Üniversitesi’nin kapatılmış olması, toplantının tekrar ertelenmesine neden oldu. Nihayet, genel kurul 5 Ocak 1979’da toplandı ve yönetmeliğin öngördüğü seçimleri yaptı. Yapılan iki ayrı seçimde, Yönetim Kurulu’na şu asıl ve yedek üyeler seçildi. Asıllar : Prof. Dr. Mümtaz Soysal (27 oy), Asistan Ömer Madra (27 oy), Prof. Bahri Savcı (24 oy), Doç. Dr. Rona Aybay (23 oy), Doç. Dr. Cem Eroğul (23 oy), Asistan Can Hamamcı (23 oy), Dr. Ömür Sezgin (14 oy) . Yedekler : Dr. Fazıl Sağlam (24 oy), Asistan Yavuz Sabuncu (20 oy), Doç. Dr. Yüksel Ersoy (16 oy). Daha sonra, kendi arasında toplanan Yönetim Kurulu, Merkez başkanlığına Prof. Bahri Savcı’yı, başkan yardımcılığına Prof. Dr. Mümtaz Soysal’ı, yazmanlığa Doç. Dr. Rona Aybay’ı, saymanlığa da Asistan Can Hamamcı’yı seçti. Böylece, İnsan Hakları Merkezi’nin kuruluşu tamamlanmış oldu.

 

 

II. 1979 İstanbul İnsan Hakları Uluslararası Toplantısı

Merkez, daha kuruluşunu tamamlamadan, insan hakları eğitiminin Mülkiye’de kazandığı uluslararası boyuta koşut olarak, UNESCO ile yürütülen temasların da bir sonucu olarak, ilk önemli faaliyetini, insan hakları konusunda bir uluslararası toplantı düzenleme biçiminde tasarlamıştı. Bu tasarı, daha başlangıçta, Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Gündüz Ökçün’ün de tam desteğini sağladı. Merkez adına gerekli temasları ve ilk hazırlıkları, Eylül-Ekim 1978’de bu amaçla Paris’e gönderilen Doç. Dr. Cem Eroğul yaptı. Bu ilk çabalar sonucunda, Ekim 1978’de, tasarının ana çizgileri belirlendi. Buna göre, toplantıya Türkiye’nin yakın komşusu olan sekiz ülkeden (Bulgaristan, Irak, İran, Romanya, Sovyetler Birliği, Suriye, Yugoslavya ve Yunanistan’dan) ikişer bilim adamı çağrılacaktı.[6] Toplantıya ülkelerini temsilen değil de kendi adlarına katılacak olan bu insan hakları uzmanlarının yol giderleri UNESCO’nun, Türkiye’deki giderleri de Dışişleri Bakanlığı’nın yardımıyla karşılanacaktı. Toplantıya uzman gönderen her ülke için bir bildiri hazırlanacaktı. Bu bildiride şu dört konuya değinilecekti: 1) Söz konusu ülkenin, insan haklarıyla ilgili uluslararası antlaşmalara katılma durumu; 2) O ülke üniversitelerinde, insan hakları eğitiminin durumu; 3) İlgili ülke açısından bakıldığında, bölge için en fazla önem taşıyan insan haklarının hangileri olduğu; 4) Bölge üniversiteleri arasında, insan hakları alanında işbirliği yapılabilmesi için ilgili ülkenin ne gibi yollar önerebileceği.

 

Ekim 1978’de tasarı böylece kesinleştirildikten sonra, bunun gerçekleştirilmesi için çok yönlü ve olağanüstü yoğunlukta çabalara girişilmiştir. Tasarının sahibi olarak en fazla çaba göstermesi doğal olan İnsan Hakları Merkezi’nin yanı sıra, UNESCO İnsan Hakları ve Barış Bölümü, Dışişleri Bakanlığı, UNESCO nezdinde Daimî Türk Temsilciliği, Ziraat Bankası, Adalet Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu, Millî Eğitim Bakanlığı, Ajans-Türk Matbaası, değişik ölçülerde de olsa, bu tasarının en iyi biçimde gerçekleştirilmesine katkıda bulundular.

 

1979 İstanbul İnsan Hakları Uluslararası Toplantısı, 28-30 Mart 1979 günleri arasında Büyük Tarabya Oteli’nde yapıldı. Tasarıya göre tek eksiklik, hükümetlerinden gerekli izni alamamış olan iki İranlı bilim adamının İstanbul’a gelememesi oldu. Ama bu üzücü istisna dışında, toplantı, hazırlayıcılarının umutlarını çok aşan bir başarı düzeyinde gerçekleşti. UNESCO’dan ve yabancı ülkelerden gelenlere ek olarak, toplantıya, Mülkiye’den 20 [7] İstanbul Hukuk Fakültesi’nden 16, Boğaziçi Üniversite’sinden beş, başka akademik kuruluşlardan da beş kişi olmak üzere, toplam 15 yabancı ile 46 Türk bilim adamı katıldı. Bunlara, Barış Derneği, İstanbul Barosu gibi kuruluşların temsilcileri ve çeşitli bakanlık mensupları eklenirse, toplantıya aşağı yukarı seksen kişinin katıldığı görülür. Oldukça kalabalık olan bu grup, çalışmalarını üç tam gün boyunca yoğun bir biçimde sürdürmüştür. Görüşmeler Türkçe, İngilizce ve Fransızca olmak üzere üç dilden yürütülmüş ve bir dilden öteki ikisine anında çeviri sağlanmıştır.

 

Toplantıyı İnsan Hakları Merkezi Başkanı Prof. Bahri Savcı açmış, hoşgeldiniz konuşmasını Mülkiye adına Dekan Prof. Dr. Cevat Geray yapmış, daha sonra Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Gündüz Okçün, barış ve insan hakları kavramlarının ayrılmazlığını vurgulayan bir konuşma yapmıştır. Divan başkanlığına Prof. Dr. İlhan Unat’ın seçilmesinden sonra, İstanbul Barosu adına bir bildiri sunulmuş, sabah oturumunun son konuşmasını ise, UNESCO İnsan Hakları ve Barış Bölümü Müdürü Dr. Karel Vasak yapmış ve bu konuşmasında, UNESCO’nun insan hakları eğitimi alanındaki çalışmalarını anlatmıştır.[8] Açılışı izleyen oturumlarda, alfabe sırasına göre her ülke için bir bildiri sunulmuş, her bildiriden sonra da tartışma açılmıştır. Türk bildirisini, İnsan Hakları Merkezi adına Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mümtaz Soysal sunmuştur. Toplantının üçüncü günün öğleden sonrasında yapılan son oturumu, Dr. Karel Vasak’ın yönettiği bir genel tartışmaya ayrılmıştır. Daha sonra, Dr. Karel Vasak, Prof. Bahri Savcı ve Prof. Dr. ilhan Unat tarafından kapanış konuşmaları yapılmıştır.

 -------- 

[*] 1978 yılında AÜ SBF Dergisi’nin 33. cildinin üçüncü sayısında yayımlanan bu yazıyı kimi biçimsel düzeltmelerle iki bölüm halinde yayımlıyoruz.

[**] Diplomasi Şubesi, 1964.

[1] Böylece, diktatörlüğe doğru giden bir ortamda, kamu özgürlükleri öğretimi, özgürlükler için yürütülen genel çabanın bir aracı durumuna geliyor. Nitekim, 1960’ın özgürlük savaşımında Mülkiye’yi ön sıralarda görüyoruz. Aynı durum, daha sonra da geçerliğini koruyor. 12 Mart 1971 müdahalesinden sonra, anayasayı savunmaya çalışan Mülkiye Anayasa Hukuku öğretim üyelerinin tümü (Prof. Bahri Savcı, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Prof. Dr. Mümtaz Soysal), kendilerini hapiste buluyorlar.

[2] Mülkiye’de insan haklarının uluslararası boyutlarına bu ilgi, öğretim düzeyiyle sınırlı kalmamış, bu alandaki çalışmalar ülke dışındaki faaliyetlere eylemli bir katılmayı da içermiştir. Örneğin, şu anda Mülkiye’nin iki öğretim üyesi, Prof. Dr. Feyyaz Gölcüklü ile Prof. Dr. Bülent Daver, Avrupa Konseyi çerçevesinde yer alan insan hakları organlarında görev yapmaktadırlar. Prof. Gölcüklü, Avrupa İnsan Hakları Divanı yargıcıdır; Prof. Daver de Avrupa İnsan Hakları Komisyonu üyesidir.

[3] Dekanın yürütücülüğünde olan bu komisyon, şu üyelerden oluşuyordu: Doç. Dr. Rona Aybay, Doç. Dr. Cem Eroğul, Dr. Fazıl Sağlam, Asistan Can Hamamcı, Asistan Ömer Madra, Asistan Yavuz Sabuncu.

[4] Yönetmeliğin metnini bu yazının sonunda bulabilirsiniz.

[5] Mesajların içeriği şöyleydi: Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Gündüz Ökçün: "SBF İnsan Hakları Merkezi’nin açılış töreninde ve Genel Kurul toplantısında bulunamadığım için üzgünüm. Çalışmalarınızla yakından ilgileneceğimi ve Merkezinizle Bakanlığım arasında işbirliğini gerçekleştirmek üzere çaba göstereceğimi bildirir, başarılar dileğiyle, saygılar sunarım.’’; Milli Eğitim Bakanı Sayın Necdet Uğur: "İnsan Hakları Merkezi kuruluş genel kuruluna katılamayacağım için üzgünüm. Çağrınıza teşekkür eder, içten başarılar dileğiyle, saygılar sunarım.’’; DPT Müsteşarı Doç. Dr. Bilsay Kuruç: ‘‘Ekonomik ve toplumsal hak ve özgürlükler için verilen uğraş yüzyıllardır yoğunlaşarak sürdüğü halde, insan hakları dünyada yeterince kökleşmiş değildir. Çağımızda, kişinin özgürlüğü ve toplumun özgürlük içinde gelişmesi, ekonomik yapıdan soyutlanamamaktadır. İnsan haklarının kurumlaşmasına büyük katkısı olacağına inandığım SBF İnsan Hakları Merkezi’nin genel kurulu nedeniyle nazik çağrınıza teşekkür ederim. Merkez’in Türkiye’de ve dünyada, insan hak ve özgürlüklerinin sağlanması ve Türk halkının ekonomik bakımdan güçlenmesi yolundaki çabalarında başarılar diler, saygılar sunarım.”

[6] Kıbrıs, siyasal çekişmelere neden olmamak için dışarıda bırakılacaktı.

[7] Mülkiye’den katılanlar şunlardır: Prof. Dr. Cevat Geray (Dekan), Prof. Bahri Savcı (Merkez Başkanı), Prof. Dr. Mümtaz Soysal (Merkez Başkan Yardımcısı), Prof. Dr. İlhan Unat (Toplantı Divan Başkanı), Prof. Dr. Vahdet Aydın, Prof. Dr. Metin Kıratlı, Doç. Dr. Rona Aybay, Doç. Dr. Cem Eroğul, Doç. Dr. Yüksel Ersoy, Dr. Mevlût Bozdemir, Dr. Haluk Gerger, Dr. Ümit Hassan, Dr. Ersin Onulduran, Dr. Fazıl Sağlam, Dr. Ömür Sezgin, Asistan Serap Can, Asistan Can Hamamcı, Asistan Ömer Madra, Asistan Işıl Özkan, Asistan Yavuz Sabuncu.

[8] Ayrıca, bu konuşmasında, Dr. Karel Vasak, UNESCO’nun bu yıl ilk kez verdiği İnsan Hakları Eğitimi Ödülü’nün, Prof. Dr. Mümtaz Soysal’a verildiğini açıklamıştır.

Untitled
* Yazıların içeriğinden ve kaynakların doğruluğundan yazarlar sorumludur.
** Mülkiye Sözlük Yürütme Kurulu, internet sitesini oluşturan IKON-X Bilişim Kolektifine, Mülkiye Sözlük logosunu hazırlayan Mineral Ajans'a ve işitsel içeriği oluşturan sayın Çiğdem Gönen’e içtenlikle teşekkür eder.