| SBF ve İletişim Fakültesi önünde 10 Şubat 2017 günü iktidarın emriyle okuldan atılan akademisyenlerle dayanışma eylemi vardı ve bu eylem polis baskınıyla, TOMA’larla, gaz fişekleri ile karşılandı. Mülkiye, bu tür baskılarla ilk kez karşılaşmıyordu. 158 yıllık tarihi boyunca sık sık siyasal iktidarların hedefi olmuştu. Çünkü Mülkiye, kurulduğundan beri demokrasi, insan hakları, özgür, özerk üniversite, bilim, düşünce ve ifade özgürlüğünün savunucusu oldu. Bu kavramları yok sayan iktidarların da doğal hedefi oldu. İktidarın baskılarına, saldırılarına boyun eğmediği için de ağır bedeller ödedi. Hocaları, öğrencileri öldürüldü, cezaevlerine atıldı, işlerine son verildi. Mülkiye, 10 Şubat günü de tarihsel olarak üstlendiği geleneğinin gereğini yaptı. Görevlerine son verilen akademisyenlere sahip çıktı. Dayanışma gösterdi. Polisin saldırısıyla karşılaştı. Mülkiye geleneği, ruhu nereden gelir? Bununla ilgili iki somut örnek vereyim. İlk örnek, Nisan 1960 yılında. İktidarın ve yandaşlarının üniversitelere kanlı baskınları nedeniyle üniversite öğrencileri eylemler başlatır. SBF de bunların başında gelir. Güvenlik güçlerinin SBF’ye yaptığı baskında ana binanın duvarları kurşun delikleriyle, izleriyle dolar. Birkaç gün geçtikten sonra dönemin başbakanı Adnan Menderes, SBF Dekanı olan (benim de 1971-75 döneminde hocam olan) Prof. Fehmi Yavuz’u telefonda arayarak: "Okulunun duvarlarındaki kurşun izlerini neden sildirip, kapattırmıyorsun? Onlar orada yüz karası olarak hâlâ duruyor!” der. Dekan Yavuz’un, Başbakan Menderes’e yanıtı çok net olur: "Onlar silinmeyecek, onlar bizim için şeref belgesidir!” Mülkiye, bu tür olaylarla, tutumlarla Mülkiye oldu. Çok örnek var. Vereceğim ikinci örnek, şahsımla ilgili. Ben, 1971 yılında SBF Basın Yayın Yüksekokulu’na (şimdiki İletişim Fakültesi) başladım. 12 Mart askerî muhtıra dönemi. SBF yine iktidarın hedefi. Mümtaz Soysal, Bahri Savcı, Sadun Aren gibi hocalarımızın birçoğu Mamak Cezaevi’nde. Biz de hocalarımıza ve üniversitelere yönelik baskılara karşı eylemler, boykotlar yaptık. Yıl 1973 Nisan. Bu eylemler nedeniyle BYYO’dan yedi öğrenci gözaltına alındık. Önce Emniyet Sarayı, sonra Yıldırım Bölge Askerî Tutukevi, ben ve altı arkadaşım bir ay süreyle gözaltında kaldık. TCK 142’den, "komünizm propagandası ve öğrenim özgürlüğünü engellemekten” yargılandık. Sonra mahkememiz dışarıdan devam etmek üzere tahliye olduk. (1974 affı ile de davamız düştü.) Okulumuza döndük. Öğrenimimize devam ettik ve dört yılda okulumu bitirdim. Yıl kaybım olmadı. Hakkımızda soruşturma açılmadı, okuldan atılmadık. Çünkü o sırada SBF-BYYO okulunun müdürünün adı Muammer Aksoy’du. Gözaltından sonra Muammer Aksoy’un dersindeyim. Ders biter bitmez koridorda Aksoy Hoca’ya yetiştim. "Hocam, sağ olun, biz yedi arkadaş, bir aydır okula gelemedik. Bizim için soruşturma açmadınız, teşekkür ederiz.” deyince, yanıtı çok sade oldu: "Yavrum, benim derdim siz değilsiniz, benim derdim ve kavgam hukuksuzluğa karşıdır. Size haksızlık yaptılar, hukuksuzluk yaptılar.” Mülkiye’de hocalar, öğrencilerine sahip çıkmıştı. Hukuksuzluğa karşı çıkmıştı. Mülkiye onun için bir markadır. Demokrasi, insan hakları, özerk üniversite, ifade özgürlüğüne karşı duyarlıdır. Bunu yok sayan iktidarların karşısında hep direnmiştir. Bugünkü iktidarın baskılarına karşı, Ankara Üniversitesi Rektörü İbiş’e rağmen yapılan bu eylem de bu geleneğin bir ifadesidir. Sözün özü şudur; Mülkiye, SBF ve onun bağrındaki İletişim Fakültesi, demokrasi kültürünün, özgürlük idealinin bugünkü yürütücüsüdür. Mülkiye, Mahir Çayan’ların, Hüseyin Cevahir’lerin Nasuh Mitap’ların, Oktay Etiman’ların okuludur. Şimdilerde, AKP iktidarı döneminde en fazla sahipsiz kalanlar da üniversite öğrencileri oldu. "Parasız eğitim” pankartı açtıkları için, yasal protesto eylemlerine katıldıkları, özerk üniversite istedikleri, tiyatroya, konsere toplu bilet sattıkları için üniversiteden, yurtlardan atılan, tutuklanan, cezaevlerine doldurulan öğrencilerin sayısı yüzü aştı. Bu çocuklar haksızlığa, polis saldırılarına uğradılar. Sahip çıkan olmadı. Üniversiteler, öğrencilerine, hocalarına sahip çıkmadı. Kanun hükmünde kararnamelerle okullarından atılan öğretim üyelerine sahip çıkmadıkları gibi. [*] Yazarın Hey Sen! Gazeteci eserinde yer alan yazıyı az sayıda tashihle yayımlıyoruz, bakınız Ahmet Abakay (2018) Hey Sen! Gazeteci, Ankara: Telgrafhane Yayınları, s. 183-185. [**] Basın Yayın Yüksekokulu, 1975. |