logo kısmı

Popülizm - Onur Yıldız

Popülizm, günümüzde çoğunlukla çok farklı ideolojik eğilimlere sahip siyasetçileri tanımlamak için kullanılan, tartışmalı bir kavramdır. Siyasal yelpazenin sağında yer alan ırkçı, milliyetçi ve muhafazakâr siyasetçilerin yanı sıra eşitlik, adalet ve yeniden bölüşüm gibi değerleri savunan sol siyasetçiler de popülist olarak nitelendirilmektedir. Popülizm, halk ile seçkinler arasında kurulan bir karşıtlık temelinde şekillenen, siyasetçinin kendisini halkın gerçek ve otantik temsilcisi olarak sunduğu bir siyaset yapma biçimi olarak tanımlanır.[1] Kavram, çoğu zaman bir siyasal ideolojiden ziyade siyaset yapma tarzı olarak görülür. Popülist söylem, halkı homojen ve ahlaki bir bütün olarak inşa ederken, seçkinleri yozlaşmış, çıkarcı ve halk karşıtı bir grup olarak tasvir eder.  Bu bağlamda, halktan biri gibi davranma, onların diliyle konuşma, onların tarzında giyinme ve siyaseti onlar adına yürütme gibi performatif öğeler de içerir.

 

Kavram ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Halk Partisi ve Rus Narodnikleri gibi oluşumları tanımlamak için kullanılmıştır. Ardından 20. yüzyılda özellikle Latin Amerika’da, Arjantinli Juan Perón ve Brezilyalı Getúlio Vargas gibi liderlerin halkın yegâne temsilcisi olma iddiasıyla yürüttükleri siyaset popülizm olarak tanımlanmıştır. Daha sonraki dönemde yine Latin Amerika’da Hugo Chávez, Rafael Correa ve Evo Morales gibi sol liderlerin eşitlikçi söylemleri bu kavramla ilişkilendirilmiştir. Günümüzde Avrupa’da, bir yandan göçmen karşıtı ve ayrımcı siyasetler popülist olarak etiketlenirken, diğer yandan 2008 ekonomik krizinin ardından yükselen SYRIZA (Yunanistan) ve PODEMOS (İspanya) gibi sol yeniden bölüşümcü hareketler de popülist olarak adlandırılır.[2]

 

Günümüzde popülizm, hâkim liberal-demokratik konsensüs tarafından çoğu zaman bir anomali olarak görülmekte ve anaakım siyasal-iktisadi kabullerin dışına çıkan her tür söylem popülist olarak etiketlenmektedir. Bu bağlamda, kavram sıklıkla akıl dışılık, aşırılık, halk dalkavukluğu ve duygulara hitap eden siyaset gibi olumsuz çağrışımlarla birlikte anılmaktadır. Popülizme dair bu yaygın kavrayış ayrımcı ve otoriter siyasetlere dair bir uyaran işlevi görse de neoliberal iktisadi aklın siyaseti teknokratik bir alan olarak görmesi ve anaakım iktisadın genel kabullerinin mutlak ve vazgeçilmez olarak anlaşılması nedeniyle, eşitlikçi ekonomik talepler ve halkın siyasete aktif katılımını savunan söylemler de popülizm etiketiyle damgalanmaktadır.

 

Kavramın bu siyasal işlevinin ötesine geçebilmek için sağ ve sol popülizm arasında bir ayrım yapılabilir. Sağ popülizm halk ile seçkinler arasındaki karşıtlığı din, etnik köken, dil, yurttaşlık benzeri dikey bir ayrıma dayandıran, çoğu zaman otoriter ve ayrımcı siyasal pratikler ile şekillenen bir siyaset yapma biçimiyken, sol popülizm halkla seçkinler arasında iktisadi temelli bir ayrım yapan, toplumu yatay olarak ikiye bölen ve halkı siyasete dâhil etme yönünde demokratik bir iradeye dayanan siyaset yapma biçimidir. Bu çerçevede düşünüldüğünde, popülizmin demokratik ve eşitlikçi bir siyaset anlayışının taşıyıcısı olarak da değerlendirilebilir.

 

 

[*] Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, 2006.

[1] Jan-Werner Müller (2017) Popülizm Nedir, Çeviren Onur Yıldız, İstanbul: İletişim Yayınları, s. 14-16.

[2] Benjamin Moffit (2020) Popülizmin Küresel Yükselişi: Performans, Siyasi Üslup ve Temsil, Çeviren O. Özgür, İstanbul: İletişim Yayınları, s. 31-37.