| Uluslararası hukuk, uluslararası ilişkilerin özneleri arasında ilişkileri, hak ve yükümlülükleri düzenleyen, rızalarına bağlı bağlayıcı ve zorlayıcı kural ve ilkeler bütünü olarak tanımlanabilir. Bu bakımdan, egemen devletler ve hükümetler arası/uluslararası örgütler birincil uluslararası hukuk kişilikleridir. Öte yandan, özellikle 20. yüzyılda tanıklık edilen savaş, göç, soykırım gibi dehşete düşürücü olaylar sonrası insan hakları ve insancıl hukuk alanında görülen gelişmeler, doğrudan dış yatırımların artışı, daha yakın dönemlerde çevrenin korunması ve sürdürülebilirlik alanındaki girişimler, evvelce devletlerin egemenlik hakları içinde değerlendirilen ve ulusal alanlarda düzenlenen yeni konuları uluslararası ilişkilerin ve hukukun ilgi alanına sokmuştur. Buna koşut olarak, esasen birer ulusal hukuk kişiliği olan hükümet dışı örgütler, uluslararası veya çokuluslu şirketler ve bireyler de uluslararası hukukun ikincil özneleri, yani devletlerin kabul ettikleri ve rıza verdikleri kapsamda uluslararası hukuk kişilikleri haline gelmişlerdir. Uluslararası hukuk ile ulusal hukuk arasındaki bu yeni ilişki "uluslararası hukukun düzeltici işlevi”ni ortaya çıkarmaktadır. Bu çerçevede devletler ve uluslararası örgütler, kendi aralarında, uygulama alanı ulusal yetki alanları olan konularda "uluslararası asgari ölçütler” üzerinde bağdaşmaktadırlar. Bu "uluslararası asgari ölçütler”in tanınmasında ana amaç, uluslararası kamu düzeninin sağlanması ve korunmasıdır, yani uluslararası toplumun düzen ve barış içinde var olabilmesinin sağlanmasıdır. Tabii ki uluslararası düzenin uluslararası ideolojik yapılar ve uluslararası politikadaki güç ve çıkar dengelerinden bağımsız olması olası değildir. Uluslararası hukukun bu yeni alanlarının en önemlileri arasında insan hakları, yatırım hukuku ve uluslararası ceza hukuku sayılabilir. Bu şekilde esasen ulusal hukukun yargı alanına giren temel hak ve özgürlükler alanında bir birey ya da birey grubu devleti uluslararası hukukun kendisine tanıdığı hakları ihlal ettiği iddiasıyla bir uluslararası mahkemeye veya mekanizmaya (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Amerikan İnsan Hakları Mahkemesi) şikayet edebilmekte, bir uluslararası veya çokuluslu şirket ilgili devletin yatırımları koruyan bir uluslararası sözleşmeyi ihlal ettiği gerekçesiyle uluslararası hakemliğe (Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi Hakemlik Mahkemesi -International Centre for Settlement of Investment Disputes (ICSID)) gidebilmekte ya da uluslararası toplumun barış ve düzenine karşı işlenen en ağır suçları işleyenler ulusal hukukun yetersiz veya isteksiz kalması durumunda bir uluslararası mahkemede (Uluslararası Ceza Mahkemesi) yargılanabilmektedir. Uluslararası asgari ölçütlerin tanımladığı hak ve sorumlulukların düzenlenmesi, tanınması ve korunması ulusal hukuk altında yerine getirilmektedir. Ancak bu ulusal uygulama "uluslararası asgari ölçütler”e aykırı kaldığı takdirde uluslararası mekanizmalar devreye girmekte veya harekete geçirilmektedir. Uluslararası hukukun düzeltici işlevi ise bu "uluslararası asgari ölçütler”in ulusal hukuk ile çatışma halinde olması durumunda, söz konusu asgari ölçütlerin üstün sayılması ve uygulanması için uluslararası zorlayıcı mekanizmaların kurulması ihtiyacından doğar. Son dönemde ortaya çıkan diğer önemli "uluslararası asgari ölçüt” alanları çevre ve sürdürülebilirliktir. Ancak "uluslararası asgari ölçütler”in ulusal hukuklar tarafından yeterli şekilde korunmaması ya da yerine getirilememesi durumunda mağdurların kayıplarının karşılanması ya da sorumluların cezalandırılması için zorlayıcı uluslararası mekanizmaların oluşmaması nedeniyle bu alanlarda uluslararası hukukun düzeltici işlevinden söz etmek için erkendir. [¨] Uluslararası İlişkiler, 1994. |