Cari işlem dengesi, bir ulusal ekonomi ile dış dünya arasında mal ve hizmet ticareti, kâr, faiz, ücret transferleri sonucunda ortaya çıkan gelir ve giderlerin bilançosudur. Ödemeler dengesinde cari işlemler dengesinin kapsadığı gelir ve gider hareketleri, mal ve hizmet ticareti ile birincil ve ikincil gelir dengesi kalemleri altında ve bunların ayrıntılı alt kalemlerinde izlenir. Gelirler giderleri aşıyorsa cari fazla, aksi halde ise cari açık söz konusu olur. Bir ekonomi için cari açık veya fazla vermenin ne ifade ettiği, söz konusu ekonominin kapitalist dünya ekonomisi içerisindeki konumuna ve gelişmişlik seviyesine bakılmaksızın anlaşılamaz. Cari işlemler hesabında, mal ticaret dengesi esas olarak mal ihracatı ve ithalatının dengesini, yani bakiyesini gösterir, buna dış ticaret dengesi de denir. Hizmet dengesi, turizm, taşımacılık, haberleşme, inşaat hizmetleri, sigorta hizmetleri ve finansal hizmetlerin ihracatı ve ithalatının yarattığı gelir ve giderlerin dengesini gösterir. Birincil gelir dengesi, çalışanların ücretleri, doğrudan yatırımlar, portföy plasmanları (yatırımları) ve diğer yatırımların gelir ve giderlerinin dengesini gösterir: Yerleşiklerin yurt dışında doğrudan yatırımlarından, portföy plasmanlarından ve diğer yatırımlardan elde ettiği kârlar ve faizlerden ülkeye transfer edilenler ile yerleşik olmayanların yurtiçinde aynı faaliyetlerden kazandıkları kârlar ve faizlerden yurtdışına transfer edilenlerin bakiyesidir. Örneğin, yurt dışındaki bankaların kişi ve kurumlara verdikleri kredilerin transfer edilen faizi, daha açık ifadesiyle borç faiz ödemeleri, yerleşik olmayanların ülkede yerleşik bankalarda tuttukları mevduata ödenen faizin yurtdışına transferi, yerleşik olmayanların hisse senetlerinden elde ettiği temettü gelirlerinin yurt dışına transferi de birincil gelir dengesinde gider olarak negatif işaretle kaydedilir. İkincil gelir dengesi ise yurt içinde yerleşik olanlarla yurt dışında yerleşik olanlar arasında birbirlerine karşılıksız olarak mal ya da hizmet gibi reel bir kaynak ya da finansal bir varlık sağlanması şeklinde tanımlanan transferlerin dengesini gösterir. Bu kalemler kamu kurumlarına yapılan hibeler, işçi gelirleri gibi nakdi ve ayni tüm cari transferleri içermektedir. Kapitalist dünya ekonomisinin merkezinde yer alan ekonomilerde cari fazla vermek genellikle güçlü bir ihracat potansiyeline dayanırken, çevresinde yer alan azgelişmiş ekonomilerde genellikle ağır bir ekonomik kriz/daralma nedeniyle düşen ithalata işaret eder. Azgelişmiş çevre ekonomileri üretimlerinde ithal girdiler ve ara mallara bağımlılıklarını kıramadıkları sürece, büyüdükleri dönemde cari açık vermek zorunda kalırlar. Çevrede yer alan azgelişmiş bir ekonominin cari açık vermesi, esas olarak, ürettiğinden fazla kaynak tüketmesi, tasarrufundan fazla yatırım yapması demektir. Ancak bu durum sürdürülebilir değildir. Sürekli ve kronik olarak cari açık vermek dış dünyadan gelen kaynak akımlarına bağımlılık anlamına gelir ve bu akımlar kesintiye uğradığında büyüme durur, ithalat yapılamadığı için cari açık düşer hatta cari fazla verilir. Dış dünyadan net sermaye girişi ile dış borçlanma son bulduğunda ve rezervlerdeki erime durduğunda, cari işlemler açığı vermek de mümkün olmaz. Başka bir şekilde ifade edecek olursak, kapitalist sistemin çevresinde yer alan bu ekonomiler, genellikle ekonomik durgunluk/küçülme dönemlerinde ve geçmiş dönemlerde biriken dış borçların ödenmesi için cari fazla vermek zorunda kalırlar. Bununla birlikte petrol ihracatçısı ülkeler dışında, yüksek büyüme ile kalıcı cari fazla vererek dış kaynağa bağımlılığını azaltan Çin gibi kimi çevre ekonomileri de vardır. Ancak bu ekonomilerin sayısı çok fazla değildir. Esas olarak kapitalist dünya ekonomisinin merkezinde yer alan gelişmiş, güçlü ve zengin ekonomiler cari fazla verirler. Biriken rezervleri, tasarruf fazlaları ile dış dünyaya kaynak aktarabilen bu ekonomiler, çevredeki ekonomileri borçlandırarak bunları kontrol etme gücü elde ederler. ‘Süper-emperyalist’ yapısı ile ABD, kendi parası ile borçlanabilen bir ülke olarak cari fazla vermeden bunu yapabilen tek ülkedir,[1] cari açıklarını para basarak kapatabilme ayrıcalığına sahiptir.[2] Kısaca cari açık ve fazlayı, emperyalist sistemin merkezinde ve çevresinde yer alan ekonomiler arasında gerçekleşen ticaret ilişkilerinin eşitsiz doğası bağlamında değerlendirmek gerekir. [¨] Öğretim Elemanı, Maliye Bölümü. [1] Boratav (2009), ‘Cari Açık Sorunu’ adlı bölüme özellikle bakılabilir. Korkut Boratav (2009) Bir Krizin Hikayesi, Ankara: Arkadaş Yayınevi. [2] 1945-1971 döneminde geçerli uluslararası para sistemi olan Bretton-Woods sisteminden kalmış bir miras olarak dolara sağlanan bir ayrıcalıktır bu. |