logo kısmı

Kemer Sıkma - Ali Berçem Aşıcı

Kemer sıkma (austerity) kavramı katılık, hoşgörüsüzlük, acılık gibi anlamlara gelen austere kökünden türetilmiştir ve arzuların, ihtiyaçların ve alışkanlıkların sert ve tavizsiz bir şekilde bastırılmasını ifade etmektedir.[1] Bu çerçevede kamu ekonomisi bağlamında kemer sıkma, aşırılıkları içinde barındıran büyük toplumsal fedakârlıkları ve kamu harcamalarının önemli oranlarda azaltılmasına dönük politikaları ifade etmek için kullanılmaktadır.[2]

 

Siyasal iktisadi bir kavram olarak kemer sıkmanın geniş bir düşünsel tarihi vardır. Kavramın izi Aristoteles’in siyasal yaşama ilişkin "orta”yı esas alan önerilerinde, Antik dönem Hint yönetim anlayışında etkili olan Manu Kanunları’nda ve nihayetinde Hristiyanlığın ortaya çıkışıyla kemer sıkmanın bireysel bir disiplin mekanizması olarak öne çıkışında izlenebilmektedir. 15. yüzyıl sonrasında devlet maliyesinin disiplin altına alınmasını savunan Diomede Carafa, Jean Bodin, Alman Kameralistler, doğal hukuk kuramcıları ve klasik siyasal iktisat düşünürleri kemer sıkmaya yakınlaşan düşünceler dile getirmişlerdir. Bu düşünsel temelden hareketle, kemer sıkmanın 20. yüzyıl itibarıyla sermayenin yönetici bloku tarafından bir bölüşüm aracı olarak kullanılmaya başlandığı görülmektedir.[3] Yönetilen toplumsal sınıfların ‘acı reçete’ olarak bildiği, sosyal devletin tasfiyesini son raddeye vardıran kemer sıkma, emekçiler açısından derin bir yoksulluğa, ekonomik ve sosyal güvencesizliğe, en nihayetinde belirsiz bir gelecek düşüncesine karşılık gelen bir disiplin mekanizmasıdır.

 

2008 krizinin ardından Yunanistan başta olmak üzere, Güney Avrupa ülkelerinde ve Birleşik Krallık’ta kalıcı kemer sıkma programları hayata geçirilmiştir. Bu ülkelerde kemer sıkma uygulamaları sonucunda beklenen ekonomik büyümeye ve istikrara ulaşılamamış, emekçilerin çalışma koşulları kötüleşmiş, eğitim ve sağlık harcamaları başta olmak üzere kamunun sosyal harcamaları büyük ölçüde törpülenmiştir. Aynı dönemde, kemer sıkmanın krizden çıkışın tek yolu olmadığı, İzlanda’daki politika değişiklikleri üzerinden tespit edilebilmektedir. İzlanda örneğinde kemer sıkmadan vazgeçilmiş, toplumsal gelir dağılımını dikkate alan krizden çıkış tedbirleri uygulanmıştır. Sonuçta emekçilerin refah düzeyleri artmış, ekonomik büyümeyle eşgüdüm halinde sosyal ve siyasal istikrarın da sağlanabildiği görülmüştür.

 

Neoliberalizm savunucusu ana akım iktisadi düşüncede kemer sıkmayla bütçe açıklarının ve kamu kesimi borcunun azaltılmasının hedeflendiği vurgulanıp kemer sıkma politikalarının uzun vadeli ekonomik, sosyal ve siyasal amaç ve etkilerinin üzeri örtülmektedir. Sermaye sınıfının yönetici blokunun sahiplendiği kemer sıkma politikalarının görünürdeki ekonomik amaçlarının ötesindeki asıl hedef kapitalizmin sistemik siyasal krizine yanıt vermektir. Kemer sıkmanın kapitalist tarihsel blokun sadece ekonomik kertesine ilişkin değil, sivil toplum ve politika uğraklarını da kapsayan bir şekilde, Antonio Gramsci’ye atıfla, "organik çözüm” metodu olarak hayata geçirildiği anlaşılmaktadır.[4] Son tahlilde, kemer sıkma politikalarıyla kamu maliyesi disiplin altına alınarak yönetilen toplumsal sınıfların refah düzeyleri kalıcı bir şekilde kötüleşir, ayrıca alternatif bir hegemonya düşüncesinin ortaya çıkmamasına yol açılır.

 

 

[¨] Maliye, 2016.

[1] Merriam-Webster (2024) "Austere”, https://www.merriam-webster.com/dictionary/austere, (Erişim Tarihi, Ekim 2024).

[2] Wendy Brown (2018: 255-260; 2021: 105), 2008 krizi sonrasında uygulanan kemer sıkma politikalarının toplumsal fedakârlık anlayışı temelinde refah devletinin yerini aldığı iddiasıyla kemer sıkmayı kurban verme/fedakârlık tartışmaları bağlamında analiz etmektedir. Bakınız Wendy Brown (2018) Halkın Çözülüşü: Neoliberalizmin Sinsi Devrimi Çev. B. E. Aksoy, İstanbul: Metis Yayıncılık ve Wendy Brown (2021) Neoliberalizmin Harabelerinde: Batı’da Antidemokratik Siyasetin Yükselişi, Çev. B. Doğan, İstanbul: Metis Yayıncılık.

[3] Blyth M (2017) Kemer Sıkmak: Tehlikeli Bir Fikrin Tarihi, Çev. D. Argın, İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları.

[4] Gramsci (1984: 91), "organik çözüm” metodunu egemen toplumsal sınıf ve fraksiyonlarının çıkarlarını maksimize edeceği şekilde "birçok partinin tek bir parti bayrağı altında” toplanması şeklinde anlatmaktadır. Bu bakımdan kemer sıkmaya başvuran sermayenin yönetici blokunun asıl amacının hegemonya krizindeki tarihsel bloku korumak olduğu anlaşılmaktadır. Bakınız Antonio Gramsci (1984) Modern Prens, Çev. P. Esin, Ankara: Birey ve Toplum Yayıncılık.

Untitled
* Yazıların içeriğinden ve kaynakların doğruluğundan yazarlar sorumludur.
** Mülkiye Sözlük Yürütme Kurulu, internet sitesini oluşturan IKON-X Bilişim Kolektifine, Mülkiye Sözlük logosunu hazırlayan Mineral Ajans'a ve işitsel içeriği oluşturan sayın Çiğdem Gönen’e içtenlikle teşekkür eder.