logo kısmı

Cevat Geray ile Yaşamı Üzerine: Mülkiye’de Öğrencilik - Oktay Etiman

OE: Haydarpaşa Lisesi’ni geçtik ve Mülkiye’ye geldik, SBF’ye. Yatılı arkadaşlarınızdan, KDV’yi uygulayan arkadaşınızdan bahsettik. Şimdi, onu tamamladık, zannediyorum. Daha başka aklınıza gelen ilginç arkadaşlarınız varsa, onlara girelim. Ya da şöyle sorayım: İlginç, böyle esprili anılarınız varsa okulda, ya da yatakhanede…

 

CG: Şöyle söyleyeyim... Fakültede bir anım: 3. sınıfta; derneğin genel kurul başkanı seçilir. Bir yıl süreyle, tıpkı meclis başkanı gibi meclis usullerine göre yönetir. Öğrenci derneğinin yönetim kurulu, herhangi bir olay olduğu takdirde, genel kurul başkanı karar verirse genel kurul toplantı yapar. Şimdi iddia şuydu: Milliyetçiler Derneği kurulmuş, bunlar Atatürk aleyhine, devrimler aleyhine seminerler düzenliyormuş. Bir arkadaşımızı da (ismi lazım gelmez) bu seminerlere katıldığı için sigaya çekiyorlar. Çok hararetli bir genel kurul. Ben yönetiyorum. Şimdi öyle oldu ki Özel Türk, bizden önceki sınıftan bir arkadaşımız, vali, sonradan bakan bile oldu, en son Burhaniye’deki ilk yazlık kooperatifi gerçekleştiren, böyle yapımcı bir arkadaş. Bodrum’da da Aktur’u yapan, vali oldu sonra da. Bu arkadaşımız... Atatürk’ün Mülkiyeliler’e bir hitabı vardır: Yüksel Mülkiyeli, yüksel ki ben nereye gitsem bu yüksek idarecileri gördüm, onların yaptığı eserleri gördüm gibi... O arkadaşımız Milliyetçiler Derneği’nin Atatürk ile ilgili düzenlediği seminere katılmıştı. Bu hoş karşılanmadı. O arkadaşımız da kendini savundu. Özel Türk bu arkadaşın, Mülkiye’nin genel havasına aykırı olduğunu söyleyip bu etkinliğe katılmasını eleştirdi. Sonra Atatürk’ün SBF mezunu kaymakam ve valilerin yaptığı hizmetleri öven sözlerini içeren telgrafını okudu. Atatürk bu sözleriyle öğrencilerimize hitap etmektedir, onun hitabını kötüleyen böyle bir seminere katılmamalıydı kimse. Arkadaşımızı savunanlar da çıktı ama genelde karşı çıktılar. Nitekim bu arkadaşımız ağladı, "Ben” dedi "gitmedim” filan, "özür dilerim”; Mülkiye’nin ruhuna aykırı hareket etmediğini söyledi.

 

Atatürk’ün "Derhal bildim ki beni toplantılarına çağıran Siyasal Bilgiler Okulu öğrencileri” diye başlayan bir hitabesi vardı, Atatürk büstünün altına veya mermerlerin oraya, altın harflerle yazılması diye bir karar alındı, gerçekten uygulandı. Sonradan o heykel de kaldırıldı, bir şekilde o salon düzenlenirken, hitabe de kayboldu, şimdi nerede bilmiyorum. Ama çok önemlidir. Atatürk’ün "Mülkiye balosuna katılamıyorum, onun için şu sözlerimi dikkate alın” diye hitap edip yayınladığı, çok önemli bir belgedir. Onu hak etmek, büstün altına yazdırmak mümkün oldu. Böylece bu bayağı ilginç bir olay olarak anımsanır.

Diğer bir şey de aramızda kendisini milliyetçi sanan grupta arkadaşlarımız vardı. Bunlar Şevket Doğan diye bir arkadaşımızı komünistlik ile itham ediyorlar ve onun izini sürüyorlardı. İzlediklerini de sonradan öğrendik. Bu grup Mülkiyelilerde ilk sağcı grup diyebiliriz, bizim dönemimizden kalma.

 

EO: Kimler var aklınızda? İsimler var mı?

 

CG: İsimleri tam anımsamıyorum ama Necdet Yersel vardı Samsunlu. Ahmet Atak Hatipoğlu. Diğerlerini tam çıkaramıyorum ama... Bunlar kendileri toplanırlar, bu konuları, komünizme karşı savaşım konularını ele alırlardı. Beni de bir toplantılarına bir kez çağırdılar. Bu, işte, bazı bilgileri onlardan aldım. Bu takip olayını filan… Şevket Doğan sola açık bir arkadaşımızdı gerçekten. Ama onun böyle bir Rus ajanlığı filan söz konusu olamazdı. Şimdi şöyle oldu: Bu arkadaşımız sonradan Adalet Partisi’ne girdi. Milletvekili oldu Kayseri’den.

 

EO: Şevket Doğan?

 

CG: Şevket Doğan başkanvekili bile oldu mecliste. Her neyse, şimdi gene Fakülte’ye dönüyorum. O ara nereden geldi, ayağı aksak, bastonlu benim gibi, uzun boylu bir arkadaş geldi. Fakülte’de tanımadığımız bir kimse, masalarda birileriyle konuşuyor, ediyor filan... Sonra bir de baktık ki bir arkadaşımız, ismini hatırlayamıyorum şimdi. O arkadaşımız solcu tanınırdı ve tutuklandı gitti. O, Samsunlu olduğu söylenen, o uzun boylu ayağı aksayan kişi, herhalde bir güvenlik görevlisiydi ki geldi fakültede o arkadaşın tutuklanması olayında etkili oldu ve sonra kayboldu ortalıktan. Bir de bu anıyı hatırlıyorum. Çünkü gözaltındaydı daima Mülkiye öğrencileri.

 

OE: Tutuklanan kimdi hocam?

 

CG: Hatırlamıyorum.

 

OE: Adını hatırlamıyorsunuz? Bir öğrenciydi değil mi? Dışarıdan biri mi?

 

CG: Bizim bir öğrencimizdi.

 

OE: Dışarıdan birisi mi? "Tutuklanmasında katkısı olan kişi dışarıdan geldi” dediniz.

 

CG: Dışarıdan geldi tabii… Yani böyle. Bayağı bir ajanmış gibi gelen ve şey yapan. Bizim öğrenci kamuoyunda nefretle baktığımız bir kişiydi.

 

OE: Ne yapıyordu sizin aranızda? Öğrenci miydi o?

 

CG: Hayır. Kantinde oturuyor, konuşuyor. Bazı hemşerisi olanlarla filan galiba… Şeydi yani, aramıza böyle sokuldu.

 

OE: Peki, adını hatırlamadığınız kişinin tutuklanmasında nasıl rol oynadı?

 

CG: "Öyle oldu” diyoruz. Ona bağlıyoruz.

 

OE: Sizler ona bağlıyorsunuz?

 

CG: Bizler, öğrenciler.

 

OE: Tahmin ediyorsunuz, anladım.

 

CG: Öğrenci sol fikirleri ile tanınan bir kişiydi. O zaman, biliyorsunuz, sol görüşlülere bir hayli şey de vardı. Mesela…

 

OE: Soğuk Savaş dönemi.

 

CG: Soğuk Savaş.

 

OE: McCarthyizm dönemi.

 

CG: Hepsi vardı. Bizden önceki sınıflardan biri, sonradan gazete yazarı olarak tanınan, onun da ismini tam hatırlayamadım.

 

OE: Mehmet Şevket Eygi mi?

 

CG: Hayır. Solcu olarak tanınan kimse… Bürokraside de başarılı olmasına rağmen yer alamadı. Veya yer aldıktan sonra da bayağı şu bizim bürokratlarla ilgili ilk yazıları yazan yazardır. Ayla Kutlu, romancı Ayla Kutlu’ya yakın, dostuydu o arkadaş.

 

OE: Dergide genel yayın yönetmenliği yaptı.

 

CG: O değil, daha yaşlıca. Üç sınıf önceydi. Ama biz tanıdık onu. Solcu bilinirdi.

 

OE: Bu hikâyeci bir ağabeyimiz vardı…

 

CG: O işte, romanları var.

 

OE: Ha… Romanları var. Ayla Kutlu deyince anladım.

 

CG: İsmini sen de hatırlayamadın.

 

OE: Şimdi ben de hatırlayamadım ama onun durumu neydi? Onunla ilgili anlatıyordunuz.

 

CG: O işte, memuriyet hayatında da, o damgayı yedi ve…

 

OE: Solcu damgası.

 

CG: Solcu damgasını. "Şu Bizim Bürokratlar” diye bir kitabı da Milliyet’te ilk önce dizi halinde yayınlandı. Çok şey bir yazardı, müstakim, düzgün bir adamdı. Saygıdeğer bir insandı yani. Ama o dönemde…

 

OE: Erhan Bener.

 

CG: Erhan Bener, evet.

 

 

[*] Mülkiyeliler Birliği bünyesinde Oktay Etiman tarafından hazırlanan "Mülkiyeliler Belgeseli” için 2015 yılında Cevat Geray Hoca’mızla yaşamı üzerine yapılan söyleşiyi bir yazı dizisi olarak yayımlıyoruz. Söyleşi Bahar Sevdik tarafından çözümlenmiş, Bülent Duru ve Aydın Selvioğlu tarafından tashih edilmiştir.

Untitled
* Yazıların içeriğinden ve kaynakların doğruluğundan yazarlar sorumludur.
** Mülkiye Sözlük Yürütme Kurulu, internet sitesini oluşturan IKON-X Bilişim Kolektifine, Mülkiye Sözlük logosunu hazırlayan Mineral Ajans'a ve işitsel içeriği oluşturan sayın Çiğdem Gönen’e içtenlikle teşekkür eder.