| Uşak’ta, 1954’teki milletvekili seçimini, iktidardaki Demokrat Parti (DP) kazanmıştı. Seçimlerde ekseriyet sistemi olduğundan, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) %40 oyuna karşılık, %43 oyla üç milletvekilinin üçünü de DP almıştı... 1957 milletvekili seçimlerinde ise, çoğunluğu sağlayarak CHP kazanmıştır. Bu tarihten itibaren, ülke geneline paralel olarak, Uşak’ta, iktidar-muhalefet ilişkilerindeki gerginlik artmıştı. Ekleyeyim. 1957-1960 devresinde okuduğum Denizli Lisesi’nde, günlük gazeteleri takip ettiğimden biliyordum: 1956-1957ler’den itibaren döviz darlığı belirmiş, karaborsa doğmuştu. Enflasyon da yüksekti. Öte yandan, iktidarın kurduğu Vatan Cephesi, halkta kutuplaşma yaratıyordu. Bunlar da siyasi gerginliği körüklüyordu. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün, 1959 Nisan’ında trenle İzmir’e giderken uğradığı Uşak’taki olayları, dönemin CHP Uşak Milletvekili, hukukçu Ali Rıza Akbıyıkoğlu’nun 1980’lerde yayımlanan anı kitabından özet halinde sunuyorum. Ali Rıza Akbıyıkoğlu, ziyaretten önce Uşak’a gelerek, Vali İlhan Engin ile görüşmüştür. Ziyaretten memnun olmayan Vali, Akbıyıkoğlu ile tartışmıştır. Vali, "İsmet Paşa, Uşak’a inemeyecektir. Her türlü tedbiri aldım. İnerse, kanlı olaylar olacaktır” demiştir. Akbıyıkoğlu ise, "İsmet Paşa, kurtardığı şehre inecektir. Sizin göreviniz, öyle kanlı olayların önüne geçmek ve engel olmaktır.” cevabını vermiştir. Vali’nin cevabı, "Kat’i emir aldım, kararlıyım. Kanlı olayların olacağı muhakkaktır.” olmuştur... Akbıyıkoğlu’nun daha sonra konuştuğu emniyet müdürü ve jandarma alay komutanı ise gerekli emniyet tedbirlerini alacaklarını, çevre illerden polis ve jandarma takviyesi aldıklarını söylemişlerdir. İsmet İnönü, 30 Nisan 1959 sabahı şehre gelir. İstasyonda büyük bir kalabalığın alkışlarıyla karşılanıp bir cipe binerek, kalabalık bir konvoyla çarşıyı geçer. CHP il binası balkonundan halka teşekkür edip dağılmalarını rica eder. İstirahatten sonra, il gençlik kongresine katılır... Öğleden sonra da 2-3 Eylül 1922’de kaldığı, Atatürk’ün de kalıp Yunan ordusu komutanı Trikopis’i kabul ettiği evleri ziyaret edecektir. Vali, emniyet müdürü ve jandarma alay komutanını İsmet İnönü’ye göndererek, bu ziyaretlerden vazgeçmesini, aksi halde buna engel olunacağını bildirir. Ama Paşa, ziyarette ısrar eder... Akbıyıkoğlu, ertesi sabah erkenden, Paşa’nın kaldığı, il başkanı Rıza Salıcı’nın evine giderken, ellerinde dövizler bulunan büyük bir kalabalık görmüştür. Dövizlerde "Makaryos ne yüzle geldin” şeklinde ibareler vardır (Makaryos, o yıllarda, Kıbrıs Türkleri’ne saldırıları yönlendiren Rum dini lideridir-ET). Eve gidince, mahzendeki eski kağıt ve hasırların gece ateşe verildiğini, ama hemen söndürüldüğünü öğrenmiştir. Akbıyıkoğlu, Emniyet Müdürü Adnan Çakmak’ı arayarak, yardım istemiştir. Ama müdür, valinin kendisini ve jandarma alay komutanının görevden aldığını, emir komutayı ise, Ankara’dan gelen Emniyet Genel Müdürü Cemal Göktan ile Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı İsmail Küntay’ın devraldığını bildirmiştir... Sabah istasyona gidildiğinde, yakaları rozetli, ellerinde pankartlar bulunan büyük bir kalabalık vardır. CHP il başkanı ve bazı milletvekilleri tartaklanmıştır. İstasyona bir otomobil ile gelen İsmet İnönü, kalabalık içinden geçerek, büfeye girmiştir. Tren gelince, iki polisin refakatinde vagona doğru ilerlemiş, bu esnada, Paşa’nın başına bir serserinin yumruk atmasını, Akbıyıkoğlu önlemiştir. Paşa, vagona binerken, atılan bir taş başına isabet etmiştir. Paşa ile birlikte kompartımana giren Akbıyıkoğlu, mendili ile Paşa’nın başını silmiştir. Tren hareket ederken, bütün vagonlar taşlanmaktadır... [1] [*] İdari Şube, 1968. [1] Ali Rıza Akbıyıkoğlu, Demokrasi ve İsmet Paşa, Ankara, Filiz Matbaacılık, 1986. |